o eksik kalsa

Bu bir gümüş kaşık, parşömen kağıdına yazdım adını,
adımın, tam yanında, yalnızlık
Üzgünüm körelttiler beni, açıldıkça saçıldım, yarı yolda bıraktı çakmağın,
yolum karanlık.
sadece deliliğimde saklı kelimeler, yoksa kimin bu resimler,
imzamı attım, kitabın ilk sayfasında tarihim, kaldığım numara, ama uğramazsın...
bekledim yine de,
kalk gidelim deseler de
dar bir pencere beklenti
parmaklıkları ellerinle örülü
camı açar mısın?
-kapında kristal bir melek asılı, kapalı zihnim, kırık bir aynada yüzünü birleştirmeye çalıştım.
bu sefer kaldım,
sen, evin , yüksek kaldırım,
elimde bir kutu, içi çatal kaşık,
bu sefer kalmaya niyetli eşyalarım...
sadece çıkartırsan var kelimelerim,
artık sessizlik kaçsa yakalarım.
...beraber uyursak, sana da anlatırım...
(yalan söylesen, ki çok mu zor , ikimiz de inandıktan sonra
ağlasak beraber, uyusak sonra,
sen yat, ben örterim üstümüzü ağdalı laflarla,
gece lambası eksik kalsa...)
kırmızı

dudakların mı şaraptan kırmızı?
üç gün önce verdik bu kızı,
yeni gelin, ister ki evine gelin...
öğretmiştik bir kek tarifi, bir iç pilav, içi sarı..
- ama o içer, içmeyi sever
gelin size de var yer.
- - perişan eteği, yerin süpürgesi ..
yanakların mı utandı?
alt tarafı her kızın yatağı,
üç gün önce tekti, pembeydi, şimdi kırmızı
tek yastıkta kocasındı
yaşı kaçtı, üç gün önce onaltı..
rayiciyle ödemişler, en çok verene satılık hayatı
- - titrer dizleri, istemeden tek bir adamın fahişesi ..
gözlerin mi kızardı?
alt tarafı herkes yüksek tepelere ağladı
saçında tacı, belinde kırmızı kuşağı
bilekten dirseğe altınlarla ağırlığı
elleri doğuştan kınalı
artık en sevdiği renk kırmızı
(elinden uçan bir güvercini talih kuşu diye kandırmışlar, kovalar durur, bildiği en güzel umut budur.)
herşey pek lazım

Masal güzel, sonu kötü
el atsak sussalar..
bir var olsalar, sonra mümkünse görüşmesek.
dış kapının dış mandallarını dizsek,
sıradan bir-ki-üç dinletsek,
masal aynı, tadı güzel,
yersen gider... son lokmaya ayıp bitirmezsek.
aman annem utandın mı,
taşındın ya, çok yaşa, üşütme, bak nezlesin.
Hayat uzun,sonu çabuk
aklını alsak sussan,
hep varsın, arada bir kaybolsan
sol cenaptan yaklaşırız korkmazsan
belki katılırsın önüne, ellerini bıraksan
hayat güzel, tadı aynı
yaşa gider....oturmaya da geliriz sen kalkmazsan.
du bakalım.

şimdi bizim sonra başkasının sırası
bir bu uçurtma avı
boynunun bağı, borç gibi sıkar gırtlağını
önce biz ödeyelim, sonra yine bekleriz,
kan ter içinde , kışın ortasında
bir ütülü takımla, bir yenik zamana,
kaldırsan başını baksan bir bana,
kim mi kurtarır seni... kim bilir ama,bir dönsen bu tarafa
iki kelime mi çözecek dilimizi,
sanki çok mu kolay bağlamak zamanı
kessek elektrikleri, sussak da suçlamasak karanlığı
farkındayım alttan aldığını... bir kaç kap, kacak, güneşi yarım örten perdeler, ağzı açık kalmış şişeler, yerde dizili boy boy sevgiler...
ödenecek vergiler. boynumuzun borcu, sevmekse vermek
.. ... gitmekse kirletmek..
bela olsun diye değil kışkırtmak yalnızlığı
kabullenelim diye öderiz farkını.