Friday, February 20, 2009

Gündüşü



Gündüşüm oldu gülüşün
Her gözümü kapadığımda karanlığıma parıldayan
Renkleri görmemiş bir çocuğa lunapark gibi
Hiç sevdaya düşmemiş kalplere yasak bir elma gibi
İki eli yakamda iri gözlerinin
Yine baksan bana...yine başım dönse
Gelmek istersen,
Yorulmana izin vermem
Tek başıma tırmandığım sevdana ,sevdamı ekler,
Uçurum papatyalarına varana kadar ellerinden tutarım
Direnmem kollarının iki yana açılışına
Karşı koymam saçının rüzgarla savruluşuna
Düşmene izin vermem
İstemezsen peşinde, istediğinde yanında,
Sevdan sevdamı bulana kadar, uçurumun kıyısında yürürüm...

Thursday, February 19, 2009

müştemilat


Altın başlı gökyüzünden döküldü sırlar...
Yıkadı kıvrım kıvrım yerinden sökük kaldırımları
Parçaları dağıldı damla damla merdiven altlarına
Saklısı afişe, gizlisi aleni, açtı bağrını yağmurla dövünen sokaklara
Ellere peydah oldu,
Ağızlara sakız,
Yollara tümsek,
Başlara ağrı oldu
Vaktiyle kandırdığı yüzlere ar,
Yüreklere deva oldu
Aktı,
Caddelerce,
Şehirlerce,
Uğramadık ev bırakmadan,
Karanlığa ışık,
Akıllara aydınlık oldu
Saklamadan sözünü beylerden,
Kaçaklara durak,
Kayıplara sığınak oldu...




Küçük altınlar dökülmüş sere serpe
Çok bölümlü, çift perdeli minik sehpasına
Koşa, düşe, kaçmıştı buralardan
Şimdi yine döndü,
Kendini kollamaktan aciz kaldığı tenhalara...


Derinleşti sığıları adımların,
Ekledikçe bir önceki gözyaşını bir sonraki tebessüme
Rıhtımları yalnız değil artık acıların,
Bırakmıyor yürekleri kararmış denizlere
Duman sardı etrafını yitirdiği sevdanın,
Sesleniyor içten içe ... " ya beni de götür, ya sen de gitme"
Gönlü yaralı, gözü yaş dolu, darmadağın,
Belli ki çaresiz vazgeçti sevdiğinden,bir kefen dolusu çiçekle...


Saçak altında durduğu dünya,
Ellere gösterdiği tevazu,
Peşinde pişmanlıklar...
Sular bulutları terkederken,
Bir saçak altında bulduğu dünya...
Şiddetle kaçarken yüreğinden,
Yüreğine düşen sevda...
Başını kaldırdığında usulca,
Kilitlendiği o mavi rüya...
Gözlerini kaçıramadı daha fazla
Sıktı atkısını boynunda, düğmeler açıldı yakasında...
Bir bir yokoldu korkuları,bilmeden attığı her adımda...
Durdurmaya çalıştığı yağmur, direndi dinmeye
Direndi durulmaya,
Direndi bırakmadı, telaşları yollardan yıkamaya,
Saçak altında sığındığı dünya,
Sevmeyi yeniden bulduğu dünya...
Terkettiğini sandığı yolları, tesadüflerle sınayan dünya...
Yıktığını sandığı hayallerini topladı karşısına
Yetişmeyecek sandı kolları, sevdanın yamacına
Elleri nasıl dokunurdu tekrar, kalbinde uçuşan kuşlara
Damlaların şiddetinden buğulanan havada,
Nasıl geçerdi bakışları bu sisli perdenin ardına
Nasıl heyecanlandı kalbi, parçalanmışken onlarca defa
....
Soruları aklı sordu,
Yüreği yanıtlamadı...
Aklı bir adım geri durdu,
Yüreği iki adım daha attı...
Artık canı yanmasın diye giymişti üstündeki zırhı...
Aklı onlarca kilit vurdu, ama yüreğinde yüzlerce anahtar vardı...

Tuesday, February 17, 2009

karadeniz



Fotoğraf çekmek anı yeşertiyorsa,
alıntı fotoğraflar (çekenlere teşekkürler) hayal kurmayı güzelleştiriyor...
(müzik:Nail Yurtsever)

Monday, February 16, 2009

sevim


Sevim'li telaşeler ertesi bir kış güneşi doğdu yüzüne...
Minicik yüzünde bebeği kocaman gözleriyle,
Öyle yeşil baktı ki, ifadesi kelimeleri tarifsiz bıraktı.
Yıkık duvarları,
Sönük ışıkları,
Gökyüzünün yıldırımlarını,
Aşina bir gökkuşağına taşıdı.
Fevri selamları aldı,hafif gülüşlerle cevapladı.
Yanağında gamzesi, geleceği silik, geçmişiyse uzaklara daldı.
Fark etmedi ne zamandır garipsenir, ve gariptir bütün kıyamet kışlar geride kaldı.
Örgüsü dağılmış kapkara saçları,
Sesinde uzun yolların sık ve yorgun durakları,
Gözlerinde feri yeniden doğmaya can atan parıltıları,
Sevim'li bir kış ertesi, az sonra gece yarısı,
Güzel dileklerle, dualarla dünyaya gözlerini açtı.
Ocakları yaktı, evleri ısıttı.
Loş kandilleri ışıl ışıl, yürekleri umut kaplı,
Kocaman bir "sevgi" 'den aldı adını.

Tuesday, February 03, 2009

lirik


Denizlere vurdum

Gözlerinden uzakta

Sallanan bir vapurun

Son seferinin koyuyum

Dağlara vurdum

Gözlerinden uzakta

Sisli bir yokuşun

Karlı doruğuyum

Kendimi sensizliğe vurdum

Gözlerinden uzakta

Sonsuz bir yolun

Sessiz yolcusuyum

Kendimi sevdana vurdum

Gözlerinden uzakta

Gecelerimde yoksun

Ama ben rüyalarıma seni koydum

Kendimi aşkına vurdum

Gözlerinden uzakta

Doğan günü kovdum

Çünkü ben sana bir gece vakti vuruldum

Bir gökyüzü gümüş serpilmiş denize kadar

Bizim için eğilmiş bütün sisli dağlar

Sevdiğimin gülüşüne hasret geçmiyor zaman

Çık gel bir gece yarısı, üzerimize düşsün yıldızlar

Bir deniz dalgaları boyumu aşar

Rüzgarı peşimde kıyamet kadar

Bu ayrılık içimde kara bir duman

Gel çiçekler tak saçıma, silinsin gözümdeki yaşlar

Kaldım bir kuytu köşede

Sen gittiğinden beri nefesim dar, karanlık peşimde

Kaybettim kendimi, acım çok, çare yok

Saklandım içimde bir yerlere

Sessizlik yollarıma yandaş, sensizlik demir bir kafes

Hapsoldum göremediğim gözlerine

Sanmıştım sonsuza doğruyduk,

Açıktı yolumuz,

Aşkla doluyduk

Yanılmış mı kalbim, inanamam

Sen gittin diye düştü yıldızlarım

Biliyorum ben bu ayrılığa dayanamam

Dumanlar sardı dört bir yanımı,

Canım acır her aklıma geldiğinde

Ne uykularımdan kovabildim seni,

Ne de vazgeçtim gittiğinde

Bıraktım kendimi kör kuyuların dipsizliğine

Özledim, hem de çok

Sen yokken yanımda

Nefesim dar, karanlık peşimde


Kaçıyorum bu kentten

Senden

Benden

Kırılan kalplerimizden

Yollarım vurgun

Bana denizler durgun

Kalbimde sürgün

Kaçıyorum bu kentten

Bilmediğim bir yerde durdum

Kendimi

Ulaşamayacağın yeşillere vurdum

Ağladım

Yüzlerce kez

Dönüp ardıma baktım

Gelmesen de inanmadım

Sevmesen de inanmadım

Vazgeçsen de inanmadım

Boynunu büktün, gözlerin yaş yaş

Aldırmadın dünyaya

Yürüdün yavaş yavaş

Bekle dedim, gelmezse sevdiğin

Gelmesin…

Bekleme…

Demedim

Sardın kollarını, çömeldin toprağa

Sallandın durdun, kalbinin kuşlarıyla

Sımsıkı tuttun acıları

Açmadın

Bırakmadın gün ışığına

Ah küçüksün daha da, kalbin kocaman

İçinde büyüttün aldırmadan

Göremedi kimseler

Ne dağlar eğildi sevdana, başları duman


Çıkamadım bu dünyanın düz yollarına

Bu diyardan geçip gitmeye hazırsak madem

Neden uğraşırız tümsekler durulsun diye karşımızda

Neden uğraşırız evler kurulsun diye başlarımıza

Varamadım bu dünyanın nefsi güzel yerlerine

Bu diyardan göçüp gitmeye hazırsak madem

Neden bekleriz yürekler birleşsin diye kaderlerde

Neden bekleriz acılar dinsin diye kalplerimizde

Dayanmak zor bu dünyanın keşmekeşine

Bir gün ölüp gideceksek madem

Neden üzülürüz her giden sevene

Neden üzülürüz her terk edene


Merdivenleri yüksek mutlulukların

Araları açık basamaklarının

Kaçamak adımları yakalar

Kolay değil alt etmek bu hayatı

İnsanların;

Kabuk tutmuş yaraları,

Taş olmuş bakışları,

Sözleriyle yalanları

Hep aynı…

Değmiş ince ince, yaşamın acı rüzgârı

Herkese bir kere uğramış da anca dinmiş fırtınası

Şimdi herkes yorgun, herkes yaşlı

Herkes kızgın, herkes telaşlı