ansı

Uğrunda sadece korku
Göze alınacak ne varsa geride
Hatırlancak bir gün, bir gazete kağıdında aranan devri mutluluk
Yıkıcıyız ama ayrılık zorunlu hizmet
Gölgelerin peşinde dansedişi, hayret verici bir cümbüş hakim yeryüzüne
Ardında terk edilenler, önünde terk edenler
Bir ileri, iki geri
Gerçekler oturuyor yüzlerde
Sığınaklar artık tehlikeli
Güvenin çekip gittiği bir günde, arınmış çamurdan sokaklar
Söz, su gibi, akacağı yeri buluyor
Sıfatlara hazin yalnızlıklar ekleyerek peşi sıra ayıklanıyor cümleler
Gerçekten yanıyorsa bir kimse, sonunu görüyor
Yazısı yanmış, yanlış yazılmış, ya da façalı
Kimse durduramıyor yola çıkmışları
Canhıraş çığlıklar sessiz sedasız toprakla örtülüyor
Kaçıyorsa bir kimse, yolunu bilmiyor
Kimse yüksekten düşmeden, yere vurmuyor
Ortalama bir rotada, seyirsiz sürükleniyor
Yoksa bir çıkış yolu, duvarlarla dost oluyor
Sırça camekan verandası yamuk, sallanan hayatlar
Sokaklarda salınan başıboş aylaklar
Altına sığınılan görünmez kanatlar, nasıl da can yakar
Herkes herşeyi bildiğini sanar...


Tuhaf rekabetlere kurban giden ihtişamlı ilişkiler
Hani o yüreği ağza getiren telepatik konuşmalar
Aynı anda, aynı kelimelerin akıldan geçmiş olma tesadüfleri, etkileşim çarkları,
yanılsamalar...
Saatin aynı rakamları tekrar ettiği anlarda, dilek çeşmesi hayalleri, sevgi ihtimalleri,
kurmacalar...
Olmaz'lara bağlanan olası hadiseler, şaşırmaya duyulan açlık, süprizlerin koşulsuz mutlu edişine inanan beklentiler, hayalleri parçalamalar, kırmalar...
Aslı gibidir yalanlar, pembedir, beyazdır, can yakmazlar.
Her gitmenin bir nedeni vardır, her gelememenin bir bahanesi, hayattır, memattır, olası kabullenişler, kendini kandırmalar...
45 kere söylersen olur, 100 kere dilersen elinden kaçmaz'lar...
Züğürtler tesellilerini ararlar...
Düşüncelerin ancak rüyalarda görülmesiyle sonlanan bitmez umutlar...
Meraklı bekleyişler, sabırsız davranışlar...
En büyük süprizlerin, yine en beklenmeyen kötü sonuçlar olmasıyla, şaşırmalar, ağlamalar, saçmalamalar...
Hani o herşeye kulp takabilen aklı, anlık yitirmeler, kaçırmalar...
Halbuki gözün gördüğünü olduğu gibi kabul etse akıllar, en baştan ne kalpleri kırmalar, ne akıl oynatmalar, ne acıları dağlamalar...
ne gereksiz zaman kaybı, ne üzüntü, ne sıkıntı, ne de firarlar...
Ancak insan,döner dolaşır, yine kendi kuyruğunu kovalar.

Hikayeler I
Gözleri ateş gibi.
Isınıyor ellerim...
İki ağaç dalı arasından bakıyor,
mağrur prenses...
Yakalasa kalbimi..
Bilse ömrümün, onun her adımında daha da kısaldığını, eridiğini...
Bilse...gitmekten vazgeçer mi?
Saçları boynundan beline dalgalanıyor, öyle kuzguni.
Dönüp baktıkça ardına, gözlerine savruluyorum,
sanki bir uçurumun dibine itiyor bedenimi.
Sesi çarpıyor yüzüme rüzgar gibi.
İki dudağının arasında ilklerim, sonlarım.
Bilmiyor...
Ihlamurlar yeşeriyor başımızın üstünde,
Döne döne konuyor saçlarına..
farkında değil,
ne kadar yakışıyor yeşillerin arasına.
Mağrur, hırçın...
Sanki gözünde hep bir kaç damla yaş varmış gibi,
kurumuyor ne bakışları, ne kalbi..
nisan yağmurları gibi, ferah, ince ince, toprak kokulu;
ama koca kış ortasında, ayazda, dimdik, narin ve kibirli.
Denizlerden koparılmış yıkık bir deniz feneri,
ama ne suya muhtaç, ne gemilerin yolu, yöresi.
Kırık dökük taşların süslediği bir dağ gibi.
Kurakların kır çiçeği.
Koparınca dağılan gelincikler gibi.
Ellemeye, dokunmaya kıyamadığım kar tanesi.
İsimsiz prenses...
Yanıbaşımızda ağıran gün, hangi felaketlere gebe...
Güneşe dönük yüzü, ayçiçekleri gibi, boynu bükük,sakin yorgun.
Kökü sağlam bir çınar gibi duruşu, ama edası durgun.
mağrur sevgili...
Bilse... vazgeçer mi?


Saçındaki papatya, tek dalı kırık hayatı, korkuları, yüzüne düşmüş acıları, yanakları hala pembe...
Öldürse beni ama gitmese.
Sayfaları sararmış kitaplar gibi kokuyor teni.
Yaprak yaprak, pul pul dökülüyor dudakları,
Yıldızlarla alay ediyor gözlerinin feri..
Yıkıldıkça yeniden doğuyor sanki..
Üstümüze çöken karanlığa gülümsemesi..
Görmüyor ötesini, uzanmıyor kollarım duvarlarından içeri..
Duymuyor sesimi..
Dinlese öyle sakin ki hava, kımıldamıyor yeryüzü, dünya bizim için durmuş bekliyor.
O da görse, başımı nasıl döndürüyor..
Uzaklara daldığında, nefesim kesiliyor..
O kabuğundan çıkmadıkça, benim yaralarım kabuk bağlamıyor...


Cennetin Çocukları

Müzikleri filmi aşar...Senelerdir rastlaşılan ama bir türlü tamamına erdirilememiş bir merak...bugün son buldu.
Melih Kibar a nasıl bir saygı duruşu gerekir, kimbilir.
Müzikleri filmden ayrı bulmak na-mümkün ama filmi de izlemek lazım...
http://yerlifilm.bloggum.com/yazi/turk-sinemasi-izle-cennetin-cocuklari-izle-yerli-film-izle.html
İnternet dediğin meret, çocukluk hayallerini gerçekleştirebiliyor bazen...
beware!and behold!
tindersticks candır.
tindersticks fırınından 4AD etiketiyle yeni çıkmış, taptaze, ucundan koparmayın..

dinleyin, dinletin...
Farewell Lhasa


The singer Lhasa De Sela passed away in her Montreal home on the night of January 1st, 2010 just before midnight...She succumbed to breast cancer....
blue christmas, then snow...

let it snow, we did say right?
a sweet sweet dream, snow angels whispering,
how beautiful to wake up smiling... ; )
Low'dan geliyor, kar yağdıkça gülümseyen herkese ... Blue Christmas
re- everything, yet a brand brand new start...

The last dot between the lives, silenced me forever. I'm done with worrying & wondering.
All my questions silenced with one answer. Consider my lucky or damned.
I do have no compassion left, in a second.
I'm done assuming...
pretending as if pink is pink and green is green.
Nothing is what it seems!
How nice of those, show me still evil.
Mostly pity and stabbing behind back is enormously usual and normal.
How nice of them, accusing me for what I've never done and never said.
I'm out cocoon finally,yet.
Good life is the best punishment to those, once one said.
Today is her birthday.
Today is my birthday.
All the little things have lastly proved there is no need to re-union.
I'll be glad I know, I'll be happy, to not let evil thoughts got me, to be able to stand still with dignity, to never spell, to never say things to cause remorse, to never talk big, to never lie, to never let anger re-unites me.
I'm already glad for those things beyond good, and I know I'll be really happy.
Unnecessarily spoken once, but true, nothing can stand in front of true faith...I knew.
Trees will grow greener by time.
White will fade away until the sun comes up.
New blooms will be discovered.
Youth will beat up the chronic boredom and tired heart.
Young in soul, pretty inside, smile at face...
nothing is hundred percent,
but you can get close, pretty near...
just by believing in.
shiny and bright, let's be radiant again, be radiant now!
p.s. : "thank you" 's not enough to whom he knows himself very well for encouraging me to write, ( what about to live forever with a healthy left iron lung:) )
I know dım dım....

İçinde dolaşan küçük balıkların var biliyorum, ara sıra ısırıyorlar biliyorum.
Uzun kollu giydiğinde, bileğinden içeri kaşan suya sinir oluyorsun, farkındayım.
Unutuyorsun çoğu şeyi sıklıkla, herşeyi hatırlamaktan yoruluyorsun biliyorum.
Nadiren kabuslarında kocaman kuşlardan kaçıyorsun.
Özgürlükle bağdaştırıp üzülüyorsun,biliyorum.
İyilik, güzellik kadar göreceli diyorsun artık.
Artık daha çok şey biliyorsun, biliyorum.
Açıldıkça sığlaşan bir denizde yüzmeye çalışıyorsun.
Aklına umutsuzluk geliyor, biliyorum.
Haketmek farkındalıkla bağdaşmıyor.
Kendi kendine şanslar yaratmak ne demek bilmiyorsun.
Neyi,niye özlediğini, aradığını çözemiyorsun.
İçinde çürüyen bir ağaç var biliyorum, dallarıyla boğuluyorsun.
Çok az ağlıyorsun artık, farkındayım.
Uçan halını kaybettin, biliyorum.
Emeklemeden koşmaya çalışıyorsun.
Her düştüğünde daha çok üzülüyorsun.
Üzüldüğünü saklıyorsun.
Üzüldüğünü, biliyorum...

Az önce, az uzaktaydı sanki ve şimdi kimse yok. Ocak gelmiş bile. Sanki bir süre uyumuşum gibi. Yolların ayrıldığı yerler masumiyetlerini kaybetmişler gibi. Güvende hissetmenin yarattığı uyuşukça sırıtma vaziyetleri gibi. Hep birini özleyip ona ulaşamamak, seni özlediğini iddia edenleri umursamamak gibi. Artık tek kelime yazamamak gibi.
Sarı ampüllerin alt metni mutluluk. Aralık, ay değil kocaman bir mevsim olmalıydı. Bir mevsim boyunca güvenli bir evde olmak gibi. Bazen ışıl ışıl sokaklar, insanları mışıl mışıl uyutur.
Atkı düşkünü, eldiven-sever, arabalara kontak sonrası motor ısıttır (ya da ısıttırırdı?), az konuşur, özüne sadıktır. beklenmedik süprizler yapmaz, bu yüzden güvenlidir. durgun gözükür, bir o kadar yırtıktır. sevgi doludur, çünkü ısınmaya muhtaçtır. şarkılar söyletir. hediyeler aldırır. sevimlidir,seksi değil. hormonal öpüşmelerdense, içten sarılmalardır. vadesi dolmuşlara uzatmadır. gönül yaylarının gevşediği aydır.
İnsan farketmeden nelere aşık olur...
pötikareli masa örtülerine, pixies'e, yılbaşı ampüllerine, kışa, siyaha, yeşile, şaraplara, anlatılmaz yaşanır olaylara, gülümsemenin kıkırdamaya dönüştüğü anlara, merhamete, vicdana, kırtasiyelere, kitap kokusuna, kestaneye, yazmaya, sobalara, bit pazarına, eski fotoğraflara, okumaya, nostaljiye, siyah-beyaz'a, gökkuşağına, her türlü yağışa, tek tek yıldızlara, doğaya, zeki esprilere, zekice karşıt duranlara, heyecanlara, mide kelebeklerine, aralığa, aşka, butik şehirlere, karmaşaya, gökdelenlere, sürekli yer değiştirmeye, yalnızlığa, maymun iştahlara, bazen sıkılmaya, bazen yetinmeye, sevmeye & sevilmeye, tünele, ikinci el kıyafetlere, plakçıklara, dr.martens ayakkabılara, jazz'a, yan odadan gelen melodilere, kokulara, filmlere, korkulara, müziklere, adrenaline, istemeyerek başlanan şeylerden tuhafça zevk almaya, uyum sağlamaya, sabırsızlığa, dürüstlüğe, patavatsızlığa, çişini tutamamaya, kalabalığa, gökgürültüsü & yıldırımlara, ağıza oturan laflara, havai fişekleri aklı beş karış havada seyretmeye, hayal kurmaya, oyunlara, rüyalara, karnıbahara, pilava, melankoliye, rıhtımlara, paylaşmaya, abajurlara, trenlere, uçaklara, konuşmaya, aksak ritimlere, kardanadamlara, karışık kaset doldurmaya, seyahatlere, otel odalarına, bilinmezlere, dinamiklere, akıl hocalarına, susarak anlaşmaya, inanmaya ve yaşamaya...
How cool can a picture be?
Don't you sometimes "Adore" Smashing Pumpkins?

Hal böyleyken,
Yeni 160GB'ım elime düştü, içgüveysinden hallice...farkettim ki dışı soyulmuş eski kulaklıklarım daha iyi ses veriyormuş gibi, şimdi yeni cicilibicili olmuyor, eskide hep bir keramet var sanki.
Kaybolmak tuhaf bir haz veriyormuş insana, eğer kaybolmanın kaybolacağı anı planlamazsak...
Smashing pumpkins haftası bu hafta... hazine gibi kasetleri, elektronik ortama taşıma kararıma ithafen.
Farkettim ki Adore, Melancolie and the infinite sadness'ın 2 nefis CD'sine (enfes adına ve yıldızlı kapağına rağmen) nazaran, çok daha fazla bağımlılık yapıyormuş.
Eskiden de öyle miydi...hatırlamıyorum. Ama bi kere Annie-Dog var, Adore'a yarışı sekiz kafa boyu önde başlatıyor zaten...

Pix-house Blues

I'm leaving tonight, ..moving somewhere undecided already. I'm out of answers, temporary solutions, permanent hopes and unbearable faith. A hundred times older should it be. A hundred times better should it have been? A hundred multiplying me and a hundred less harmful. What was that? .... "no damage, no matter what"... Then I guess "Whatever works for it, let's just suit ourselves"... Eventually everything will diminish and fall. Rest to peace, shattered glass, all in dust but in one piece. From above I see, everything as well sinking.. I can not fit.. I can not feel.. How'd be glorious to not to think; gorgeous, if we'd foresee...everything? A requiem delivering to all former ....ships. Farewells are out, as well as apologies are already sold out. How easy it seems when it's really beyond bad and nonsense when mindtricks lead a way out. ... precious time... Anxious right? Rushing a day while easing up the time. Consuming carelessly, when feeling sorry for ages. Such ironic act.
Did you mean it, while saying "I care for you"?
Did you say it? .... "I love you"..."I can not stand without you" ?
Did you say it?

"Ardently decorated compassion will drain the evil misbehave. Belief, will torn apart this time, what has been built above one's deep agony and pain.
Roads will divide undivine.
Ways out narrowing the ways themselves will float in sorrow.

Without belief, no one shall conquer relief...

Ashes to be buried will be the last surviving tears of un-rewindable time and regrets.
What has been done shall not be corrected or eased.
The heavy burden will embrace carelessly, reluctant and relentlessly.
One's failure shall be belonged by the same thee.
The flame keeping the hatred alive shall diminish the pride and put more sorrow.
The taste of loss shall captivate hearts deeply.
The misery shall paint the sinful lips, the dry windows that torn lives apart.
Unbearable smoke shall engrave to unconscious souls.
Thee shall not find peace neither here, nor in the other side."

I say your name, at fourty what times
Counting your every hair like stars.
Above I, float through a dream, loosening a belt, relief arise.
Down to you, I land, I stand, I stare... you make me cry.
For so long, whole time I've been torn,
piece by piece, I break into your eyes.
Keep pushing me away until no sparkle's glitter again,
I...inhale.
You keep me around, near to your oldest toy.
Or anyone else could have known,
Why only misery stick around, for that long.
What should have pull us near, tastes just like fear.
For once,
......... let me exhale...

Surprise!
felt the same,
chickened out,
run away.
Oh my old sweet temptations, how rapidly turned into anxious actions.
Seriously?
How old am I?
How far I've gone by standing still all that time?
Seriously!
Did anyone declare it?
My left eye, right in the mirror..hurts..
My hair, no cutting edge design, anyone can tell,
Clumsy, well enough to disappear
I can hardly breath...
Who knows what happened when I'm removed?
Remember how was it, like a bright and shiny day or very desperate?
Who helps to remember?
Who knows what happens when I'm without myself?
If all the trouble'd flew away,
I'd promise to stay.
I'd save the day..
Where everything's radiant despite the odds
Where I'd love and beloved in return.

Where I was happy simply, with my Japanese melodies,
no heartache, no wonders through undetermined miseries..
Really did I try to avoid what was so obvious to come?
Why choose dark side, beyond bad, to be able to rise?
How did I not realize that everything'd have been stuck into mud?
How stupid I was to believe, there's always a way to live through against the odds..
Now every other thing seems so hard.
Now I can not catch up.
My melodies are lost, I adapted miseries instead, darkness destined to not to move out.
How easy it seemed before, anything was possible to move on.
And now here, time stopped.
Healing is delayed, disdain ships floating on the space.
I stopped.
I deny to feed the seeds of that so familiar hopes.
Here I am, being no one, at all...


Playing a cruel game, assuming hurting peaks at some point.
That small joint,
we were, was all so wrong, so meaningless.
Killed all the beauty bloomed.
Pretty things being sad, heavy rain dried out the flame.
A counter clock written over our foreheads and still we don't care.
Bad...
Everything is naturally bad.

Waking up, setting all the bridges to fire.
Disconnect from cruel judgments.
Even loneliness is better than standing for lies.
Dignity can only be held if your hands,
do not wash out the blood of others lives...
