Friday, January 29, 2010

ansı



Uğrunda sadece korku
Göze alınacak ne varsa geride
Hatırlancak bir gün, bir gazete kağıdında aranan devri mutluluk
Yıkıcıyız ama ayrılık zorunlu hizmet
Gölgelerin peşinde dansedişi, hayret verici bir cümbüş hakim yeryüzüne
Ardında terk edilenler, önünde terk edenler
Bir ileri, iki geri
Gerçekler oturuyor yüzlerde
Sığınaklar artık tehlikeli
Güvenin çekip gittiği bir günde, arınmış çamurdan sokaklar
Söz, su gibi, akacağı yeri buluyor
Sıfatlara hazin yalnızlıklar ekleyerek peşi sıra ayıklanıyor cümleler
Gerçekten yanıyorsa bir kimse, sonunu görüyor
Yazısı yanmış, yanlış yazılmış, ya da façalı
Kimse durduramıyor yola çıkmışları
Canhıraş çığlıklar sessiz sedasız toprakla örtülüyor
Kaçıyorsa bir kimse, yolunu bilmiyor
Kimse yüksekten düşmeden, yere vurmuyor
Ortalama bir rotada, seyirsiz sürükleniyor
Yoksa bir çıkış yolu, duvarlarla dost oluyor
Sırça camekan verandası yamuk, sallanan hayatlar
Sokaklarda salınan başıboş aylaklar
Altına sığınılan görünmez kanatlar, nasıl da can yakar
Herkes herşeyi bildiğini sanar...





Tuhaf rekabetlere kurban giden ihtişamlı ilişkiler
Hani o yüreği ağza getiren telepatik konuşmalar
Aynı anda, aynı kelimelerin akıldan geçmiş olma tesadüfleri, etkileşim çarkları,
yanılsamalar...
Saatin aynı rakamları tekrar ettiği anlarda, dilek çeşmesi hayalleri, sevgi ihtimalleri,
kurmacalar...
Olmaz'lara bağlanan olası hadiseler, şaşırmaya duyulan açlık, süprizlerin koşulsuz mutlu edişine inanan beklentiler, hayalleri parçalamalar, kırmalar...
Aslı gibidir yalanlar, pembedir, beyazdır, can yakmazlar.
Her gitmenin bir nedeni vardır, her gelememenin bir bahanesi, hayattır, memattır, olası kabullenişler, kendini kandırmalar...
45 kere söylersen olur, 100 kere dilersen elinden kaçmaz'lar...
Züğürtler tesellilerini ararlar...
Düşüncelerin ancak rüyalarda görülmesiyle sonlanan bitmez umutlar...
Meraklı bekleyişler, sabırsız davranışlar...
En büyük süprizlerin, yine en beklenmeyen kötü sonuçlar olmasıyla, şaşırmalar, ağlamalar, saçmalamalar...
Hani o herşeye kulp takabilen aklı, anlık yitirmeler, kaçırmalar...
Halbuki gözün gördüğünü olduğu gibi kabul etse akıllar, en baştan ne kalpleri kırmalar, ne akıl oynatmalar, ne acıları dağlamalar...
ne gereksiz zaman kaybı, ne üzüntü, ne sıkıntı, ne de firarlar...
Ancak insan,döner dolaşır, yine kendi kuyruğunu kovalar.



1 Comments:

At 9:35 AM , Blogger Ahmet said...

evet..

 

Post a Comment

Subscribe to Post Comments [Atom]

<< Home