clippings oh so pink!

Enlightenment starts finally, sanki?
.. welcome to the dark side...
What a nice environment surrounded by maturely high ego and soul-crushing playgrounds!
Sırlarını duvarda ufacık bir deliğe fısıldamak...
Ve gömmek peşi sıra can acılarını...
Ardı arkası kesilmeyen tok bir ağlama sesi,
sessiz bir iniltiyle uzaklaşarak kendi hayatından;
temizlenmiş gibi görünen,
yol yordam bilmeyen ürkek adımların peşinde,
sırasıyla şaşkın, öfkeli, umursamaz ve sakin pençelerde yol almak
Ve sunmak hayata arda kalanı.
Sorgusuz kabulu mahkum olmak gibi kabullenmeye.
Öfkeli başkaldırışlar, nedensiz bir hızda balon gibi sönüp gitmekte...
O ise, bir saçak altında yağmurdan gizlendiğini sanıyor.
Ne bekliyorsa, heyecandan sabit bedeni kıpırdıyor.
Adımları durağan, içinde koşturan atlar, kanatları yırtılan kuşlar...
Her sekmede kendine gelen ağırbaşlı bir tavır altında hayallere kapanan gözler,
Bilinçsiz el yordamları, istemsiz sendelemeler...
Beklenti mutsuzluk ve hayalkırıklığı yaratır derler...
How fancy a life can get?
Even within loving and all those hatred, fulfilling the cells of being...
The very same reasons keep people apart...
Life itself can be very destructive, sometimes like a pagan touch, actions pregnant to reactions...can effect third parties with strings attached...
No matter how ignorant you may stay, it does not turn into an unknown & uneffective fact that stays out of the scene,
like a character in a book whom may diminish the very second the book has been read, or some bad news on TV destined to be forgetten within the TV's turned off.
Life itself is a killing, as much as it's healing.
You may choose not to think, not to see, not to care, but still it won't magically disappear.
Not everything has an ability to get erased all of a sudden upon wishing on a star. Yet not everything's happening in the same way.
Hesitations are no less visible than long lasting pauses.
A woman with such grace, elegant gestures and a perfect face...
Swirling around
She's out for a short stroll
No men could miss her smooth flow
Once she passes through a door, a strongluy magical perfume's been left behind her glow...
No one can underestimate her beautifully decorated call...
Yet to come...
Kuşatmalar ... hepsi bir anda bir korkuyla geçebilir.
Soğuk bir geceyi ısıtabilir.
Aslında aklımda başka şeyler geçiyor.
Bitmeyen cümlelerin noktalara varışı gibi bir rahatlama esiyor.
Saatler süren koşuşturmaların sona erişi gibi, kalp ritimleri yavaşlıyor.
Terler soğuyor.
Hava daha çabuk kararıyor.
Kulağının arkasından burnuna süzülen bir kokuyla herşey duruluyor.
Bazen herşey birden bire oluyor...
Hayat imrenek geçmiyor.
Aksine yavaşlayıp bir işkenceye dönüşebiliyor.
Yapabiliyor...
Bedenin sana ihanet edebiliyor,
nefesin yarı yolda bırakabiliyor...
Aklın bazen bekleneni veremeyebiliyor
Kalbin bir türlü iyileşemeyebiliyor...
Rastlantısal gelişiyor hisler, bazen dizginleri kopabiliyor.
Yakalamaya yakın, ama bir adım ardına düşen çabalamalar...
Pişmanlık ertesi pes eden eller, dudaklar...
Kısırdöngülerden herkes haberdar.
Peki döngüleri kısırlaştıranlar?
Şu an;
en güzel yaştayız diyorlar.
Her yaş güzel olmalı diye söylüyor olmalılar.
Eksik mahalli yerleşimler değişiyor.
Mekanlar "tebdili" olmaya hep muhtaç.
Yer değiştirmek herşeyi değiştirebiliyor mu?
Her adım ufak bir şans oyunu gibi.
Duraksamalarsa, bir önceki adımın, kaybedilen bir kumarın dinlenişi.
Hayatın yol ayrımları, ayrı hayatların birbirine direnişi.
Kavuşmalarsa direnişlerin zaferi gibi.
Büyük kelimeler var, bir de onlrın gölgesinde yatan ufak ayrıntılar.
Kararsızlığın perçinlediği zayıf sıfatlar ve gitgide yitirilen anlamlı cümleler var.
Dönüp bakıyorsun ve etkileyici olanların kaybolduğunu görüyorsun.
Zorlanıyorsun.
Sadece kabullenmekte değil inanmakta ve algılamakta yetersiz kalıyorsun.
Bazen biliyorsun.
Hiçbirşey geri gitmiyor ve ilerlemek her zaman ileri gitmek olmuyor...
Evcimen bir insan değilim.
Hala bir öncekinin, bir sonrakini yıkabildiğine inanıyorum.
Butik binaların, dar sokaklara eğilmesine hayranım.
Botanikten anlamam ama bir sürü salkımın rengarenk el bombaları gibi caddelerin üzerine düşmesini seviyorum.
Köpüklü bira caizdir deyip, biramı köpüksüz almaya gayret ediyorum.
İtinayla yıkılan genellemelerin zeki karşıt önermelerine hastayım.
Karşıyı seviyorum ama uzaktan...
Özel anların ifşa edilmesine karşıyım ve çok özelim.
Hatırlatan ve unutturmayan insanlara,olaylara alışığım, yine de ben sadece kiracıyım.
Korsan konuşmalara ganimet gözüyle bakmayı bıraktığımdan beri daha insancılım.
Hep merhametli oldum, artık daha karmaşığım.
Yeni bir ayakkabı kadar parlak, bit pazarından çıkma bir varak ayna kadar solgun yüzüm...
Hem yarını merak ediyorum, hem dünün bitişine küskünüm.
Biliyorum kimse olamıyor hem burada, hem orada.
Bilsem bile yine de bölünüyorum.
Bir sürüsünü aynı anda, hem de hemen istiyorum.
Maymun iştahının memnuniyetsizliğin aynadaki aksiyim.
Ama hala çok mütevazı, bir yandan çok şükredebilen birisiyim.
Bir orada, bir burada olamıyorum ama bazen aynı anda bir sürü kişiyim.
A way of handling circles of reality is a leading path to circulating deals of relationships.
Everybody loses it at some point.
Why try to avoid.
If sanity depends and there's a shadow at everyone's back,
why try to deny the fundamentals of physics.
Rest is a lack, enough is mediocre to play.
Do swallow fear.
Enjoy the leaves of terrifying trees.
Gigantic things always do disappear without notifying their leavings.
Let's do it and get over with it.
Yırtık bir sayfanın uhusu gibi yapıştırıcı, yatıştırıcı...
Sendeleyince kolundan tutan bir yabancı gibi iyileştirici, şaşırtıcı...
Henüz süresi dolmuş bir kutu çikolata gibi,
kararsız adımların başlangıcı...
Bir ileri, bir geri yerinde sayamayan bir çocuk gibi dengesiz ve kafa karıştırıcı...
Öyle güzel yükseliyor ki sesi, daveti epey kışkırtıcı...
Ama ya yine korku, ya yine boğaza düğümlenen o burgu
ama yine de herşey bugün var yarın yok gibi heyecanlı ve yorucu.
Hiç böyle güzel yoruldun mu?
Hiç bir an öylece durdun mu?
Aniden yaralanıp aniden dünyadan koptun mu?
Ya hiç kendinden korktun mu?
Sessiz çığlıkların sonunda bir an sesinin çıkması gibi.
Ağlamaktan yorulsanda gözünün yaşlanması gibi.
Bazen bir damlanın denizlere bedel olması kadar korkunç ve yıkıcı...
Yalanlara "aslı gibidir" damgası basılı.
Savaşların barış için olması kadar yanıltıcı!
Bencil ikna teşebbüslerine kendini zorla inandırışın,
Canını yakanları anlamlandırışın,
Benliğini yitirip "o & onlar" olma yolunda depar atışın...
Kendini bıraktığın yerde bulamayınca endişeyle yalvarışın...
Yalnızlığın sürüyle, yolunu adımlayarak hızla uzaklaşan iki taban gibi.
İki birbirinden uzak yalan gibi.
Biri dururken diğeri asfaltı bileyleyen iki tekerlek kadar imkansız ve inadına seri.
İkilemlerin kamçılayıcı karar mekanizmaları imal ettiği zamandan kopuk,
zamanın iyileştiren duvarlar ördüğü yerden uzakta,
küçük bir tentenin altında,
tedirgin gözlerle yardıma muhtaç ve bilinçsiz hareketlerle,
yalnızlığın kucağında oturuyorsun.
Aslında biliyorsun.
İteklenmediğini buraya, yalnızca kafan karışıkken, en kolay yoldan sürüklendiğine inanıyorsun.
Seçimlerin bedellerini oynuyorsun,
ve bedeller oluyorsun.
Yırtık sayfaları yapıştırmaya çalışmak gibi bazen hayat.
Korkuyla uyandığın kabuslara alışmak gibi.
Bazen saçak altında yağmurdan saklanmak,
bazen sırılsıklam olmaya adanmak gibi.
Aslında hepsini biliyorsun.
Same spot, different outcome.Better this time. Better was worse then, it was hilarious less or more.I'd rather be intimated by a reasonable scene cut out. Flipped, cursed, enjoyable to watch.
I'm many things, trees and leaves, harsh arguments and nice melodies.
I'm beyond things, resistant over semi-dynamic disdain relationships.
I'm half my writings, half other things.
Overrated aspects of intimacies and underestimated circulation of endings.
I hate to start sentences with rather regrets of meanings.
Hurtful meanings over our lazy feelings.
I'm colourful cannonballs and black&white rainbows.
The contrast between seldom solitude and crowded joy.
Unexplainable cramps over some friday night booze and inevitable hand gestures within infatuation overdose.
I'm the unknown in a long lasting equation on the row.
To be certain enough, I divide my divine believes into four.
Believing the third, and keeping the rest o hold.
Could you cut me a loose, somehow?
I drive my way thru the doors.
Cruosity holds on.
I'm the rhymes with every tone.
I keep calling even if no one responds.
Ever give up, ever let go...
I just stay still, very personal, over every commentary expose.
Admiring the ignored chaos of people staying at dispose.
How not foresee criminal thoughts?
How not care cruel approach?
I flow...
I hear every tempting voice...
I stay and watch unbreakable bounds.
Mediocre flirts, expected calls, painfull stares and unpredictable falls.
I'm reminded everytime, just how I torn,
with the best intentions in the world.
I'm all so heartless and full of love,
right in the head and full of wrongs.
I do good and bad both.
I'm warming and winter cold.
Do you see me granted or;
Do you see me really inside within saving your last words?


0 Comments:
Post a Comment
Subscribe to Post Comments [Atom]
<< Home