sade ce
Öyle büyük aşklar ki, imrenmeden izlemek ne mümkün,
Her kelime öyle değerli ki, göz seyirmeden bekleniyor sükun,
Gururun örseleyici aktiyle; birbirine kitlenmiş gözler,
Öyle ateşle parıldıyor ki , gergin bir ip havada aşk,küskün...
Dokunsa tenler, çağlayan bir yangın sönecek, aşikar
Titrek eller ki, uzandıkça kendi sonunu hazırlar
Rehavete mahal vermeyen tutkuyla yanmış gözler
Öyle korkuyor ki sereserpe olmaktan, saklayabilir şehvetini sonsuza kadar...
Yalan bir zindana hapsolmuş bir kuş gibi yürek,
Parmaklıkları inatçı bir nefretle örerek
Ayrı düşmeyi göze kalmış sözde kahpe felek
Ağları örüldükçe büyüyen, kördüğüm bir felaket
Öyle fevri kaçışlar ki, kaybı sanki ölüm gibi
Yeniden nefes almak başkalarının eğirdiği bir pamuk ipliği
Dokunsalar ağlayacak halleri,
Suskun diline, heceler dizer gibi
Sakin bir havada fırtına bekler deli yürek
Vuslatın ihtimaline, aşkını nefretle bileyerek
Sonbahar topraklarını yerinden oynatmak ister
Kavuşmaya yolsa ayrı düşmek, çaresizliğin ilacıdır beklemek
Dört duvarı çizer aklına,nerede olsa o aşkın hapsinde gezer
Habersiz yıllar ardında, önünde daha çok perişan geceler
Alnına düşen saçları yeni yalnızlıklar yazar da vazgeçmez
Koynunda sevdiğinin resmi, her şafakta yeni bir umut besler
Baharın kokusu sevgisini tazeler
Bayram sabahları gibi hisseder
Kalbinin kepenkleri açıldığında
Ne öleni, ne kalanı dert eder
Bazen susar solmuş çiçekler gibi
Sonra güz yaprakları gibi çatırdar sesi
Bildiğinden, seslendiğinin mesafesini
Yine susar, tıkanır nefesi
Dörtlüklerin en narin cümlelerinde,
En bahtsız kelimelerle,
Sevdiğini çağırır gecelerine,
Bir ince faslı misafir eder yüreğine
Sorgusuz güzeldir aşkı
Ne medet umar yabancı gözlerden, ne de beyaz rüyalara bağlıdır bahtı
Sadece sevmeyi sevmiştir,
Bu yüzden adı gelin değildir, sadece sevdalı


0 Comments:
Post a Comment
Subscribe to Post Comments [Atom]
<< Home