iki yarım elma

Sen, ben;
Satırlar arası boşluklarız.
Yalnız'ca dolaşan yapraklarla,mevsimden mevsime,
Yalnızca çağırıldığında dokunan gizli öznelere,
Bazen birbirini kovalayan noktalar, bazen sonu gelmeyen paragraflarız.
Sürekli başa sarılan bir şarkı, akılda kalan tek bir söz, içten içe tekrarlanan pişmanlıklarız.
Gözün unuttuğu yatakların, vicdansız günahlarıyız.
Sadece güneş yükseldiğinde kabuğuna çekilen, karanlık sevdalarla beslenen, olur olmadık sevişen, sürekli üzülen, mutluluk kapıdan döndükçe yüzü dökülen mısralarız.
Uzun yazıların üstü karalanmış hatalarıyız.
Sevimsizce sıkılan, göğün sararmış renklerine,
Sevgisizce çağırıldığında aşık olan imkansız kişilere,
Bazen birbirini yaralayan soru işaretleri, bazen birbirimizin yara bantlarıyız.
Sen, ben;
Sayfalar dolusu yazılarız.
Birbirimizin tozlu raflarında okumayı beceremediğimiz uzun romanlarız.
Meraksız yetinen, uzun soruların, tek kelimelik cevaplarıyla,
Dalga dala yayılan yangınlardansa, mum ışığında ısınmaya çalışan inatçı savaşçılarız.
Sessizce ayrılan trenlerde, günden güne,
Uzadıkça yakınlaşan mesafelerle,
Bazen sevda kollarında korkak aşıklar, bazen birbirinden kaçan iki yabancıyız.
Sen, ben;
Başka kitapların, başka ayraçlarıyız.
Unutmak için uykuya yatan, uykusuz gecelerin konuklarıyız.
Farketmeden sevdalı, farketmeden ayrıyız.
Yalnız'ca dolaşan, içimizi burkan şiirlerde,
Yalnızca çaresizken sığınan yüklemlere,
Bazen ölüm gibi acı, bazen birbirimizin kalplerine kiracıyız.
Ve..sen,ben;
Olmaz bir düşün, olmaz kahramanlarıyız.
Çocuk kulaklara masallar gibi yadigarız.
Sevmeyi becerememiş, sevilmeyi hazmedememiş, yitik zamanlarız.
İnancın önünde durmuş, yoksun bir haritayız.
Çıkmaz sokaklarda yolunu arayan, yordamı kendi içinde saklı, küçük bir saatin birbirini kovalayan akrebi ve yelkovanıyız.
Sen ve ben;
Yazılmış bütün sevda sözlerinde birbirine uzanmaya çalışan kayıp satırlarız.
Akşamüstü sofralarının meyhane şarkılarıyız.
Hecelenen acıların alt başlıklarıyız.
Duvarlarda adımız,
bazen solgun tenlerimize şifa niyetine, başkalarının kollarındayız.
Her gün başka bir komşu kentin iç savaşıyız.
Sen, ben;
Kalpler arası boşluklarız.
Yıllarla arınan kalabalık eşiklerde, huzurdan öte,
Yıllarca beklemiş geç hikayelerde,
Bazen birbirimizin intiharı, bazen birbirimizin ilacıyız.
Durmadan dönen bir kaygı, yaşama işleyen tek bir söz, yaşamak isteyen ölü aşklarız.
Bir pervaz dolusu çiçeğin sokağa başkaldırışı gibi,
Kendi hayatlarımızla, birbirimize aykırıyız.
Bitmeyen sevda türkülerinin gözlere doldurduğu yaşız.
Yağmurdan sona göğe çizilenn ilk gökkuşağıyız.
Bazen yüzü avuçlarında, uçan balon isteyen bir çocuk,
Bazen yüzü iki avucunda, kaçan sevdalarını bekleyen bir adam,
Bazen gözü avluda, içi titreyen bir kadın
Sen ve ben;
"Bir" olamadan,
olmuşlara çağlayıp, olamayanlardan medet ummadan,
gönlümüzce hata yapıp, yanılamadan,
Sen ve Ben;
"Biz" olamadan,
Yarım kalmış iki ayrı elmayız.
.....
Elimde mürekkep izi, burnumda mürekkep balığı kokusu,
Ege sahillerindeyken, kulağımda karadenizin uğultusu,
Özlem dolu her fotoğraf, içine hasret hapsedilmiş her kutu,
Yalnızlığa alışmaya çabalarken, yine seni sevme korkusu....
Ve ben;
Uzun bir satırda, yalnız başıma,
ölüyor gibiyim...
Ve sen;
Hangi deniz kenarında, upuzun bir kumsalda,
kiminlesin?
Ve sen,ben;
Birbirimizden uzak, başka denizlere karşı,
Hangi aşklardan sağsalim çıktıkta kaçıncı yalnızlıkta durduk birbirimizden ayrı?
Yine sen, yine ben;
Atlatmak ne mümkün şimdi bu aşkı,
Sevmemek, özlememek nasıl olur ardımızdaki hayatı...
Sayfalarca hatıralarız, sayfalarca hatırladığımız,
Sayfalarca yazsam da
Ne mürekkebi tükenecek biten aşkımızın,
Ne de çekirdekleri çürüyecek yarım elmalarımızın...


0 Comments:
Post a Comment
Subscribe to Post Comments [Atom]
<< Home