Monday, April 27, 2009

remembrance


Kalmadı başka silahım,

Tükendi nefsi müdafalar

Bütün emanet bahaneler bitti

Artık zamanı gerçekler oyalar...

Kolaçan bir Pazar sabahı,

Herşey geç kalmış hayatta...

Yoldaki her tümsek sanki bir nemrut dağı,

Ardını kovalayan tek şey zamanla;

asfaltın zift kokan taşları...

22 Nisan 09


*********


Bir kaç fotoğraf karesinde kaldı

Ben yine konuşuyorum

Duruldu sular, bahar kapıda, güneş tepelere yerleşti

Bu kaçıncı bahar arifesi, ben kaçıncı bahar temizliğindeyim?

Yıl yıl mı saysam, hatıralardan bir demet mi yapsam?

Ben hangi hayallerin yolcusuydum, hangi durakta indim de kalakaldım?

Neyi bekler vaziyetteyim, ya da kendimi bekler sanırken koşar adım ilerleyen zamanın esiri miyim?

Cevapsız sorularımla, düşünmediğimde devrana kapılmış saatlerimle, düşündüğümdeyse dönen dünyayı durdursam diye diye,

Ne buradayım, ne başka yerlerde…

Sanki küçük bir kar küresinde elimde küreğimle, başımdan büyük yüklerle baş ediyorum.

Sonra sanki kocaman bir alemde, kocaman ellerimle dünyayı değiştiriyorum.

Ne birilerinin kahramanıyım, ne de gitgide eriyen bir kar tanesiyim.

Bazen sızlayan bir vicdanım, bazen umarsız bir sesim.

Düşlerime hayran bir kısım, bazısıysa nefret eder gerçeğe uzak demlerden.

Ben bir ordayım bir başka yerlerde…

Ne göz ardı edebilirim meraklı gözleri, ne de cevap verebilirim ahiret suallere

Bir bilsem, bir karar verebilsem

Belki gerek kalmazdı tonlarca düşünceye

Senelerle kolaylaşır sandığım onca kerametsiz vesile, bilseydim daha da zor olacak, zamanında keser atardım bu damarları

Karşı dursan dert, durmasan içinde yara

Ya kendinden ödünler yolda, ya başkalarına öfkeler daim ola

Bu nasıl zalimlikmiş, ne burada varım, ne oralarda

17 nisan 09


**************


Aklımı bağladım

Kocaman bir direğe

Bekledim ki koşup kaçsın yırtsın iplerini diye

Ama durdu

Duraksadı

Kaldı öylece

Bilseydim boyun eğecektim her gelen devire

Bilseydim ki kabullenecektim her şeyi sessizce

Ya baştan siler atardım kendimi ya da baş koymazdım asi hallere

Kendime mi şaşırsam, yoksa kabullenişimi mi kabullensem

Hiçbirini yapamadım

Ben ne o olabildim ne bu

Belki sandığım kadar asi olamadığım gibi

Olamam o kadar başım önde

Dayanamam huzursuz telaşlara

Sonu gelmeyen ani kararlara

Kalbimi bağlasaydım da böyle durur muydu?

Sorgusuz kabullenir miydi her bir şeyi?

Sanki alın yazısıymış gibi

Sanki alın yazılarına inanırmış gibi

17 Nisan 09


**************


Narin yapraklardan taçlar var başında

Geceye aldanmamış, kenar sokaklarda

Kokun değdi tenime

Rüzgârın estiği her yol, her kımıldayan yaprak,

Sana doğru

Kalbindeki esaretimle zaman durdu

Saçlarının kıyılarına savruldum ben

Yüzünün her köşesini ezberledim

Dönüp dönüp bana baktığın her anı aklıma koydum

Tekrar tekrar izledim gidişini

Tekrar tekrar savrulup saçlarında, kayboldum

Kış tarifesinde gönlüm durgun

Gitgide uzaklaşan gözlerin yorgun

Yüreğime attığın her kelime bir kurşun

Ne ben seni aradım ne sen durdun

Kalbime koyduğun sevda bir vurgun

Ben her gittiğimde sen sustun

Ben her dönüp seni yine sevdiğimde sen yine sustun

4 Nisan 09


**********


Aşkının gemileri sularıma girdi

Çoktan kalbime oturdu

Kaçıncı yenilmem bu sana karşı

Kaç kere daha aldanır başa sararım bu sevda masalını

Kim bilir sen giderken dönen devranları

Ve hiç dönmeden duran dünyamı

Kimse bilmez sen geri geldiğinde

Döne döne başıma düşen yıldızları

Aklının bir köşesine yerleştim

Mutluyum, sen beni bir gün düşünürsün diye

Umutlar şüpheleri kovalıyor

Ne zaman yüreğin benim için çarpsa

Yüzüme bir gülümseme yerleşiyor

Sen beni kandırsan da

Kalbim sana kanmaktan vazgeçmiyor

4 Nisan 09

0 Comments:

Post a Comment

Subscribe to Post Comments [Atom]

<< Home