lirik
Denizlere vurdum
Gözlerinden uzakta
Sallanan bir vapurun
Son seferinin koyuyum
Dağlara vurdum
Gözlerinden uzakta
Sisli bir yokuşun
Karlı doruğuyum
Kendimi sensizliğe vurdum
Gözlerinden uzakta
Sonsuz bir yolun
Sessiz yolcusuyum
Kendimi sevdana vurdum
Gözlerinden uzakta
Gecelerimde yoksun
Ama ben rüyalarıma seni koydum
Kendimi aşkına vurdum
Gözlerinden uzakta
Doğan günü kovdum
Çünkü ben sana bir gece vakti vuruldum
Bir gökyüzü gümüş serpilmiş denize kadar
Bizim için eğilmiş bütün sisli dağlar
Sevdiğimin gülüşüne hasret geçmiyor zaman
Çık gel bir gece yarısı, üzerimize düşsün yıldızlar
Rüzgarı peşimde kıyamet kadar
Bu ayrılık içimde kara bir duman
Gel çiçekler tak saçıma, silinsin gözümdeki yaşlar
Kaldım bir kuytu köşede
Sen gittiğinden beri nefesim dar, karanlık peşimde
Kaybettim kendimi, acım çok, çare yok
Saklandım içimde bir yerlere
Hapsoldum göremediğim gözlerine
Sanmıştım sonsuza doğruyduk,
Açıktı yolumuz,
Aşkla doluyduk
Sen gittin diye düştü yıldızlarım
Biliyorum ben bu ayrılığa dayanamam
Canım acır her aklıma geldiğinde
Ne uykularımdan kovabildim seni,
Ne de vazgeçtim gittiğinde
Özledim, hem de çok
Sen yokken yanımda
Nefesim dar, karanlık peşimde
Kaçıyorum bu kentten
Senden
Benden
Kırılan kalplerimizden
Bana denizler durgun
Kalbimde sürgün
Kaçıyorum bu kentten
Kendimi
Ulaşamayacağın yeşillere vurdum
Yüzlerce kez
Dönüp ardıma baktım
Gelmesen de inanmadım
Sevmesen de inanmadım
Vazgeçsen de inanmadım
Boynunu büktün, gözlerin yaş yaş
Aldırmadın dünyaya
Yürüdün yavaş yavaş
Gelmesin…
Bekleme…
Demedim
Sallandın durdun, kalbinin kuşlarıyla
Sımsıkı tuttun acıları
Açmadın
Bırakmadın gün ışığına
İçinde büyüttün aldırmadan
Göremedi kimseler
Ne dağlar eğildi sevdana, başları duman
Çıkamadım bu dünyanın düz yollarına
Bu diyardan geçip gitmeye hazırsak madem
Neden uğraşırız tümsekler durulsun diye karşımızda
Neden uğraşırız evler kurulsun diye başlarımıza
Bu diyardan göçüp gitmeye hazırsak madem
Neden bekleriz yürekler birleşsin diye kaderlerde
Neden bekleriz acılar dinsin diye kalplerimizde
Bir gün ölüp gideceksek madem
Neden üzülürüz her giden sevene
Neden üzülürüz her terk edene
Merdivenleri yüksek mutlulukların
Araları açık basamaklarının
Kaçamak adımları yakalar
Kolay değil alt etmek bu hayatı
İnsanların;
Kabuk tutmuş yaraları,
Taş olmuş bakışları,
Sözleriyle yalanları
Hep aynı…
Değmiş ince ince, yaşamın acı rüzgârı
Herkese bir kere uğramış da anca dinmiş fırtınası
Şimdi herkes yorgun, herkes yaşlı
Herkes kızgın, herkes telaşlı


0 Comments:
Post a Comment
Subscribe to Post Comments [Atom]
<< Home