Tuesday, February 03, 2009

lirik


Denizlere vurdum

Gözlerinden uzakta

Sallanan bir vapurun

Son seferinin koyuyum

Dağlara vurdum

Gözlerinden uzakta

Sisli bir yokuşun

Karlı doruğuyum

Kendimi sensizliğe vurdum

Gözlerinden uzakta

Sonsuz bir yolun

Sessiz yolcusuyum

Kendimi sevdana vurdum

Gözlerinden uzakta

Gecelerimde yoksun

Ama ben rüyalarıma seni koydum

Kendimi aşkına vurdum

Gözlerinden uzakta

Doğan günü kovdum

Çünkü ben sana bir gece vakti vuruldum

Bir gökyüzü gümüş serpilmiş denize kadar

Bizim için eğilmiş bütün sisli dağlar

Sevdiğimin gülüşüne hasret geçmiyor zaman

Çık gel bir gece yarısı, üzerimize düşsün yıldızlar

Bir deniz dalgaları boyumu aşar

Rüzgarı peşimde kıyamet kadar

Bu ayrılık içimde kara bir duman

Gel çiçekler tak saçıma, silinsin gözümdeki yaşlar

Kaldım bir kuytu köşede

Sen gittiğinden beri nefesim dar, karanlık peşimde

Kaybettim kendimi, acım çok, çare yok

Saklandım içimde bir yerlere

Sessizlik yollarıma yandaş, sensizlik demir bir kafes

Hapsoldum göremediğim gözlerine

Sanmıştım sonsuza doğruyduk,

Açıktı yolumuz,

Aşkla doluyduk

Yanılmış mı kalbim, inanamam

Sen gittin diye düştü yıldızlarım

Biliyorum ben bu ayrılığa dayanamam

Dumanlar sardı dört bir yanımı,

Canım acır her aklıma geldiğinde

Ne uykularımdan kovabildim seni,

Ne de vazgeçtim gittiğinde

Bıraktım kendimi kör kuyuların dipsizliğine

Özledim, hem de çok

Sen yokken yanımda

Nefesim dar, karanlık peşimde


Kaçıyorum bu kentten

Senden

Benden

Kırılan kalplerimizden

Yollarım vurgun

Bana denizler durgun

Kalbimde sürgün

Kaçıyorum bu kentten

Bilmediğim bir yerde durdum

Kendimi

Ulaşamayacağın yeşillere vurdum

Ağladım

Yüzlerce kez

Dönüp ardıma baktım

Gelmesen de inanmadım

Sevmesen de inanmadım

Vazgeçsen de inanmadım

Boynunu büktün, gözlerin yaş yaş

Aldırmadın dünyaya

Yürüdün yavaş yavaş

Bekle dedim, gelmezse sevdiğin

Gelmesin…

Bekleme…

Demedim

Sardın kollarını, çömeldin toprağa

Sallandın durdun, kalbinin kuşlarıyla

Sımsıkı tuttun acıları

Açmadın

Bırakmadın gün ışığına

Ah küçüksün daha da, kalbin kocaman

İçinde büyüttün aldırmadan

Göremedi kimseler

Ne dağlar eğildi sevdana, başları duman


Çıkamadım bu dünyanın düz yollarına

Bu diyardan geçip gitmeye hazırsak madem

Neden uğraşırız tümsekler durulsun diye karşımızda

Neden uğraşırız evler kurulsun diye başlarımıza

Varamadım bu dünyanın nefsi güzel yerlerine

Bu diyardan göçüp gitmeye hazırsak madem

Neden bekleriz yürekler birleşsin diye kaderlerde

Neden bekleriz acılar dinsin diye kalplerimizde

Dayanmak zor bu dünyanın keşmekeşine

Bir gün ölüp gideceksek madem

Neden üzülürüz her giden sevene

Neden üzülürüz her terk edene


Merdivenleri yüksek mutlulukların

Araları açık basamaklarının

Kaçamak adımları yakalar

Kolay değil alt etmek bu hayatı

İnsanların;

Kabuk tutmuş yaraları,

Taş olmuş bakışları,

Sözleriyle yalanları

Hep aynı…

Değmiş ince ince, yaşamın acı rüzgârı

Herkese bir kere uğramış da anca dinmiş fırtınası

Şimdi herkes yorgun, herkes yaşlı

Herkes kızgın, herkes telaşlı


0 Comments:

Post a Comment

Subscribe to Post Comments [Atom]

<< Home