Wednesday, November 12, 2008

tas-lak

tıkandım. bazen'lerin eşelediği acaba'lara kaydım yine.boşveriyorum şimdilik.

.
.
.
.
.
.

Cok uzun günlerin, gecelerin, kapısız perdesiz duvarların, sevimsiz yansıyan araba farlarının,aynı biçimde kayarak kaybolan aydınlık çizgilerin,ışık hüzmelerinin, yastıkaltı gürültü kaçamaklarının,yorganaltı "ayıp"ların,balkoniçi kocaman kuşlarla oturmaların ve bir yaklaşık kaçışmaların da üzerinden çok uzun zaman geçti. Çok uzun girişler daha bile uzun olabilirdi. Netliğe hazine gözüyle bakıyorken belirsizlikleri nasıl itham edebilirim.
Her bir-imiz,tekiliz.şahısız. Kandırmanın tadına varmış varlıklarız.
Oluşum diplerinde kaybolsak da yüzey-sel'lerde boğulsak da varlığımız varlığımıza armağan.
Ne hislerin kontrol paneli ne de hayatın denetim masası mevcut olmadığından, yine biz bizeyiz.
Dayanmak zorunda hissettiğimiz sırtlar, altına giresimiz gelen kollar kanatlar, ağlamanın kolaylaştığı omuzlar olduğu halde yalnızlık perçincisiyiz.
Acı çekmenin bahşedilmiş bir lutuf olduğuna inanmayı seçmişiz.
Mutluluk,eşyanın tabiatına ters diye masallar uydurup gülümsemeyi es geçmişiz.

- Alıntılarım,alınganlıklarımdan sonra başlıyor. İnan bana bazı şeyleri unutmak çok zor.pişman olmaksa çok kolay.

0 Comments:

Post a Comment

Subscribe to Post Comments [Atom]

<< Home