keşk e.
sevemiyorum...önce kendimi,sonra herkesi.ve herkes beni sevsin isterken ve biri de bana çok, hiç olmadığı kadar çok aşık olsun isterken,ben çok sevgisiz hissediyorum. sebep bulmakta istemiyorum yalnızlığıma, bu yazdıklarım çok güzel sebep oluşturduğu için yazmak da istemiyorum. ben ki aşkta aldatıldım ve sonra aldattım. hiç kabul etmek istemediğim gerçeklerimden yalnızca biri. ve beni alıştığım güçsüz görüntümden uzaklaştırıyor diye en çok inkar ettiğim gerçeklerim... kendimi kabul etmeliyim belki önce. birşeyler istemeden önce, ne verdiğime ve insanlardan ne aldığıma bakmalıyım belkide. pek öncelik sonralık durumu yok artık. zaman uçtu gitti. turuncu ojeler eskide kaldı. hayallerin son kullanma tarihleri çoktan geçti. cazibe hanımın gündüz düşlerine döneceksin diyorum kendi kendime. bu aralar en çok tekrarladığım cümle.ne fena ne feci.
sevemiyorum kendimi de ,sevemiyorum işte. eskiden kalanları kullanıyorum hala. eskisi gibi olmak istediğim için. arada geçen zamanı nasıl yok sayabiliriz.hep beraber unutabilir miyiz? geriye dönmeden eskisi gibi davranabilir miyiz? iyi sayılabilecek anlarıda yok etmeye hazırım,yeter ki biraz rahat, eskisi gibi biraz daha heyecanlı hissedebileyim. kronik yorgunluk, stres ülseri, beyin yorgunluğu, aşırı uyku gibi terimlerin sadece gazete eklerinin hiç okumadığım sağlık sayfalarında olduğu günlere, radyoda duyduğum şarkıları kasetlere kaydettiğim, telefon sesleriyle bağlandığım internet sayfalarında, sadece yahoo arama yaparken;arama motoru bazında, şarkı sözlerini merakla aradığım zamanlara, virajsız yollardan kendimi anlatabildiğim, düşünmeden konuşmanın şimdiki gibi derin yaralar açmadığı güzel anlara dönebilmek için ya da kendi dünyamda hepsini yeniden yaratabilmek için verebileceklerimin azımsanamayacak çokluğu da zerre işe yaramıyor.ne zaman, nasıl buralara geldik, biri anlatsa keşke. böyle gün gün, saat saat açıklasa bana olduğum kişiyi,o biri. cevapları cebinde süprizler yapsa bana. kese kese mutluluk dağıtsa. beyin yorgunluklarımın yerine bedenimi sarssa...sarsa sonra sevdiğim insanlarla,sevdiğim melikeyle beni. sonra hiç bırakmasa...tutsa hep,bırakmasa. bende "şık latife, dayanamaz yalnızlığa, hemen uyur hemen uyur" derken kendimi değil sadece latife'yi düşünsem, canım hiç yanmasa. bir birayla sarhoş olsam da dalga geçseler yine benle, gerisine ihtiyacım olmasa."efkarlandık da içiyoruz" toplaşmaları yine kahkahalarla son bulsa.kırmızı şaraplarımız "efes güneşi" olsa yine 3 milyona şişeden birbirimizi görsek.geceyarısı balkabağı olsam da tatlar damağımdan hiç gitmese,bir sonrakileri deli gibi beklesem, en fazla düşündüğüm "yarın" olsa, "yarından sonraki gün" değil.
keşkelerim bitse artık, büyümek acıtmasa,ayırmasa. her siyahın bir beyazı olsa gerçekten; gecelerin gündüzü gibi. yüzümüzü dökmesek en az bir kaç defa her hafta.keşkelerim bitse artık keşke....
geçtiğim her kapı, her yol daha dar; önüm hep daha bulanık artık sanki. sığamıyorum kocaman yerlere, ve kayboluyorum minicik evlerde. iştahlar çok daha maymun, hevesler çok daha geçici, sevdalarsa çok daha yalan artık. ne güzel herşeyin anlamı yoktu eskiden, arayanı da yoktu. korkusuz, arsız,sancısız, feci ateşliydi yarınları bugünlerin. sonra eskidi bütün yarınlar. "gelecek" oldular önce, sonra hemen "geçmiş". sızıp gittiler daralan kapıların altından. ışıkları söndü kocaman sokakların, pabuçlar büyüdü, biz büyüdük, ben büyüdüm. koptuk, koparıldık. başka başka yollara saptık. sonra bir daha hiç buluşamadık. aynı sonlara varamadık. beraber başlangıçlar yapamadık. düşler masalarda kaldı. boş bardaklarla yıkandı. sözlerimiz hep mi yalandı?...hep yalandı.
pişmanlıklarım bitse keşke. "keşke"'lerimle beraber yokolsa gitse. "anlatılmaz yaşanır" anları vardı bu hayatların, onlar bir geri gelse, bir gelse...
camların dışında koşuşturan onlarca insan uzakta ve kendi halindeydi eskiden, şimdi içimde paramparça bir sürü insan, acılarımız,anılarımız sürtünürken birbirine, hep beraber çok yalnızız. hep birlikteyiz ama çok ayrıyız. mesafelerce hüzün yaymışız. çemberlerimizin içinde miyiz, dışında mıyız? yere düşenleri kaldırdık, kalplerini sırtımızda taşıdık. hepimiz birbirimizin dayanağıydık. dayandık. herşeye dayanabiliriz sandık. ne zaman bu kadar geç kaldık? yaşamaya geç kaldık. mutluluklara yetişemedik, kendi kendimizi kaçırdık. sonuçları bedelleri oldu hareketlerin. alışılmışın dışına çıktıkça herşey, başlar duman, acı baki oldu. hayatın façaları varmış, geldi şimdiden yüzümüze oturdu. dahası var, geleceği, göreceği var bu yüzlerin. umudu var herkesin, var değil mi? dahası nereye,nerelere sürükleyecek bilen var mı, yok değil mi?


1 Comments:
Kime sorsam dönüşüm yok
Her gemi biraz deniz
Her yanım mavi, her yanım yel
Her yanım tuz
.......
EzgininGünlüğü
Post a Comment
Subscribe to Post Comments [Atom]
<< Home