yaş-lan-mış-lık-lar
Küf kokularının hüküm sürdüğü üç çekmeceli geniş cepheli dolabın önünde, iki topuklu ayakkabı bir tane de eşarp elimde, aynı soruları tekrar tekrar sorarken buluyorum kendimi. Adettendir eskileri yad etmek, geçmişi küstürmemek. Bütün bayram şekerleri de bunun için değil mi zaten? Anıları canlı tutmak için; tut ki hep paçanda olmadık hatıralarla sendeleyesin. Her sabah yatağından kuş gibi özgür, tüy kadar hafif kalkamıyorsan bu da adettendir. Mazi kalbimizde derin bir yaradır. Pansumanı zaman yapar. Yaraları tekrar eşeleyip deşen yine zamandır. Bütün bu sekteye uğramalar, duraksamalar ve yaralanmalar yüzünden çıkmıştır o çirkin "yaşanmışlıklar" kelimesi. Eğer "anı" yerine kullansalardı bu kelimeyi, her dizesi "yar" 'la biten sözde aşk şarkıları daha az meşhur olurdu belki...
Ağır esans kokusu, '78 civarı sıvanmış ve hiç değişmemiş duvar kağıtlarına sinmiş. Eskiden bu desenler sırasıyla kurbağa,tavşan,ateş ve sarı trendi benim için. Şimdi hiçbiri. Yapma çiçekler eflatun,sarı, mavi...
Neden pılı pırtı toplanıp da taşınılan evde bırakılır böyle şeyler? Antika dolabı, vazosu, yapma çiçekleri, iki tane bardak ve sürahi; sanki o şık yaşanmışlıkların parçaları değillerdi. Ya da öyle önemsizlerdi ki,yeni rolleri, yeni ev sahiplerinin hayatlarında belki bir tutam yer kaplayabilmekti. İkinci şanslarıydı o yaşam hücresine dahil olmak için veya gelecek için bile çoktan unutulmuşlardı.
Alasım gelmedi hiçbirini. Elimdeki iki ayakkabıyı da, eşarbı da antika dolabın çekmecelerine dip köşe ittim. Yerleri bundan sonra neresi olursa olsun, benim cici "yaşanmışlıklarıma" ucundan da olsa dahil olmuşlardı artık. Nasıl olsa biri daha sözde bir aşk şarkısı yapar, ben her o dize-sonu "yar" kelimesini duyduğumda önce sinirlenir, sonra bu üç beş eşyayı hatırlar gülümserim.


1 Comments:
sigaramın dumanına sarsam saklasam seni
.......
EzgininGünlüğü
Post a Comment
Subscribe to Post Comments [Atom]
<< Home